ihya.org

Beylikler

Candaroğulları Beyliği

1301'den sonra eski adı Paflagonya, şimdiki adı Kastamo­nu olan ve Sinop'da kurulmuş bulunan beyliğin adı, Şem-seddin Yaman Candar'dan geldiğinden, Candaroğulları den­miştir. Şemseddin Bey Selçuklu kumandanlarından idi.

Selçuk hükümdarı Mesud, Moğolların yardımıyla kardeşi­nin üzerine gitmiş ancak savaş sonunda kardeşinin adamla­rına esir olmuşsa da, Şemseddin Yaman Candar adlı komu­tanın emrindeki Selçuklu birliği Sultan Mesud'u kurtarmayı başarmışlardı. Bu hizmete karşılık adı geçen komutana, Mu-zafferüddin Yavlak'm elinden alınan Eflani ve civarı verilmiş, Kastamonu'yuda Yavlak Aslan'ın oğlu Mahmud bey'e yar­dımlarının mükâfatı olarak vermişlerdi.

Karesioğulları Beyliği

1300'den sonra Mizya denen Balıkesir Çanakkale tarafla­rında kurulmuş olan beyliğin adı, kurucusunun adına izafe­ten Karesi Beyliği denmiştir. Bu ailenin reisi 1001 târihinden sonra Orta Anadoluda devlet kurmuş olan Melik Danişmend Gâzi'dir. Danişmend ülkesi, Selçukîye devletine ilhak edilin­ce bu aile, Selçukî'lerîn hizmetine girmiştir. Selçukiye'nin Moğol belâsı yüzünden inhilâli üzerine Danişmend ailesinin olup, batı Anadoluda uç beyliği yapan Kalem Bey ve Karesi diğer uç beyleri gibi Bizans'ı sıkıştırmışlar, müslümanhğın daha çok tanınmasına hizmete koyulmuşlardır. Bu aradada Moğol belâsından uzak olma şansını bulmuşlardır. Cami üd Düvelde Karesi beyliğine aid olarak Balıkesir, Aydıncık, Ber­gama, Edremit, Kemer, Burhaniye, Pınarhisar, İvrindi, Ayaz-mend, Bigadiç, Mendehorya, Sındırgı, Gördes, Demirci, Ay­vacık, Başkelenbe, Susurluk beldelerini saymaktadır. Karesi Bey; Moğollardan kaçan ahaliyi ve Dobruca'dan gelen, S cin Saltık Türkmenlerini kendi arazisinde iskân etmek suretiyle mıntıkada Türk nüfusunda hayli artış sağladı. Ne Kalem Bey'in ne de Karesi Bey'in vefat ettikleri belli değildir. Bazı kayıtlar Karesi Bey'in 1328den önce öldüğü anlaşılıyor.

Saruhanoğulları Beyliği

Selçukîler tarafından Bizans yakınlarında Gediz Nehri va­disi Lidya'da (Hermon) kurulmuş olan Beyliğin adıdır, Saru-han Bey tarafından kurulmuştur. Beyliğin kurucusu olan Sa-ruhan Bey Selçuklu devleti padişah Alaüddin Keykubad'm hizmetini kabul ettiği Saruhan Bey'in torunlarından olması kuvvetle muhtemeldir.

Alaşehir civarındaki Horzom adlı köy ki, esası Harezm'dir adı, yukarıdaki ihtimali arttırmaktadır. Germiyanoğulları ku­rucularının da Harezm Türkmenlerinden olmaları gözden ırak tutulmalıdır.

Bu faraziye; Saruhan Bey'inde Aydınoğullan gibi Geımi-yanoğullan ile münasebetleri varlığı tabiidir. Bütün Türk Bey­likleri, doğudan batıya geçişlerinin rastladığı 1275'lerden sonra genişlemeyi aynı istikamette sürdürmüşler ve hristiyan topraklarına mâlik olmaya başlamışlardır.

Aydınoğulları Beyliği

Eski İyonya; yâni eski yunan bölgesinde beylik kurmuş bulunan Aydınoğlu Mehmed Bey; daha önce Germiyanoğul-ları emrindeydi. Ege bölgesine gitme emri Yakub Bey tara­fından verilmişti. Aydınoğlu Mehmed Bey, önce Ayasuluğ (Selçuk), Güzelhisar, Çeşmeve Sultanhisan, Kestel, Bozdo­ğan, Yenişehir'i aldıktan sonra hemen Alaşehir, Birgi, Arpa, Sard, Köşk, Bayramlı, Ortakçı iie Karacakoyunlu, Aydın, İnegölü, Balat, Nazilli, Kuşadası, CIrla Kelas, Ezineve de, Ak-çaşehir, Sivrihisar, Balyambolu, Bayındır, Karaburun, Nif, Et-ye, Kızılhisar beldelerini aldığında bu kadar geniş yerleşim bölgesinin riyasetini kendine yakıştırdı ve beyliğini ilân etdi.

Ladik (Denizli) Beyliği

Bunlara; Ladik, Denizli'nin eski adı olduğundan Ladik Beyliğide denir. Târihde Laodisa denen Ladik, şimdiki Deniz­li'nin bir saat kuzeydoğusunda Koncalı ile Denizli istasyonları arasında olup halen harabeleri görülmektedir. Ladik; Selçu-kilerin uç bölgelerini teşkil etmiş bir zamanlar, Sâhib Âta-oğullannca yönetilmiştir. Daha sonra Germiyanlılar, 1288'de Denizli'yi almışlar ancak senesinde Selçukllere geçmiş 1300 başlarında Germiyanoğlu 1. Yakub Bey, Denizli ve havalisini tesiri altına almıştır.

Hz. Mevlâna ahfadı Ulu Arif Çelebi, meşhur gezisini buraya da yapmış, İnanç Bey ve kardeşi Doğan Paşayla 1319'da görüşmüştür İbni Batuta ise, 14 sene sonra meşhur seyaha­tinde burada görülmüştür. Bu zâtlardan İnanç Beyin, 735/1335'den sonra vefat ettiği görülmektedir. Denizli Bey'leri çizelgesinde adları görüleceği üzere, Murad Bey ile oğlu İshak Bey'in adına basılmış paralarına rastlanmıştır. Yi­ne Germiyanoğlu Süleyman Şah'ın 1368 tarihini taşıyan adı­na basılmış parası vardır. Murad Bey adına yazılmış, Fatiha ve Ihlas surelerinin Türkçe yazılmış tefsirleri vardır.



Denizli (Ladik) Beyleri Çizelgesi


Ali Bey - İnanç Bey - Doğan Paşa - Murad Arslan - İshak Bey

Sahib Ata Oğulları Beyliği

Şimdiki Afyonkarahisar vilayeti; Anadolu Seiçukileri vezir­lerinden Sâhib Ata Fahreddin Ali'nin daha sonra çocukları­nın malı olduğundan burada teşekkül eden beylik, Sâhib Âta oğulları adını almıştır. Meşhur tarihçi, Müneccimbaşı, târihin­de bunlar Karahisar valileri olarak anılır. Sandıklı, Bolvadin, Şuhud, Barçinli (Hüsrevpaşa), Oynaş kasabalarını sayan Müneccimbaşı, Sandıklı beldesinin Germiyanoğluna, Bolva­din'in Eşrefoğullarına aid olduğunu atlıyor. Belki daha sonra söz konusu yerler bu beyliğe geçmiş olabilir. Çizelgede adı görülecek olan Şemseddin Mehmed; Selçukîler ve İlhanilere karşı muhalefete kalkan Germiyan beyi ile çarpıştığı sırada Germiyanoğlu beylerinden Bozguş Bahadır tarafından, 1287'de öldürülmüştür.

Bu beylik de Emir Çoban'a itaatini bildirenler arasındadır. Karahisarı sâhib Emiri Nusratüddin Ahmed, İlhanilerin tasfi­ye hareketinden canını kurtarmak için, Germiyan bey'i Ya-kub'a 1327'de iltica etmişti. Daha sonra Demirtaş gitmiş, tehlike atlatılmış bu arada Ahmed Bey, Germiyanoğlu'na da-mad olmuştur. Ahmed Bey; 725/1324'de vefat etmiş Karahi­sar, Germiyan beyliğine ilhak olunmuştur. Kardeşi Muzaffe-rüddin Devle, beyliği onbir sene daha devam ettirmiştir.

Germiyanoğulları Beyliği

Germiyan kelimesi, eskiden Türk kavminden olan boylar­dan birine verilen isimken, daha sonra bir aileye isim olmuş bu aile kurduğu beyliğe bu adı vermiştir. Kesin bilgiler olma­makla beraber Anadolu'da ilk defa Malatya civarında görü­len, Germiyan Türkmenlerinin, Harezm hükümdarı Celâied-din Mengüberti İle gelen daha sonrada Selçukîlerin hizmetine girenler olduğu tahmini ağır basmaktadır. Selçuknâme'den alman bilgiye göre; 13. asır ortalarına yâni, 1250'lerde 2. Gı-yaseddin Keyhüsrev döneminde çıkan, Baba İshak isyanında Muzaferüddin Alişirin bunlara karşı çıkarak mağlubiyeti tattı­ğıdır.

Selçukiye komutanlarından Kerimüddin Alişirin yukarıda adı geçen Muzafferüddin'in oğludur. Germiyan oğuila-rıl276'dan önce Kütahya ve havalisinde görülmektedir. 676/1277'deki Cimri hâdisesinde, Germiyanoğulları isyancı Cimri'yi tutmuş ve 3. Gıyasettin Keyhüsrev'e teslim etmişler­dir. 1283'de Giyasettin Mesud, Germiyanlılan katledilen Key-hüsrevin taraftan zannettiğinden bunları rahat bırakmamıştır.

Menteşeoğulları Beyliği

Müdekkik tarihçi İsmail Hakkı üzunçarşılı, kıymetli eseri­nin 54. sahifesinde Menteşeoğulları beyliği hakkında şunları söylemekte: "13. yüzyılın sonlarına doğru, mevcudiyetini gördüğümüz Menteşeoğlu Beyliğinin, uçtaki Türklerin batı'ya doğru yayılmalarıylamı yoksa güneyden Akdeniz yoluyiamı eski Karya (Muğla) kıtasına yerleştikleri, henüz sarih olarak bilinmemekte, bazı kayıtların ikinci şıkkı gösterdiği görül­mektedir. 13. asnn ortaların da, eski Karya'ya Menteşe İli dendiği malumdur. " Cami-üd Düvel'de Menteşe beyliğine aid Beçin, Milas, Muğla, Palatya, Bozöyük, Çine, Davaz, Meğri ve Köyceğiz beldeleri bağlıydı buna önce Hamidoğul-larına bağlı olan Fenike (Feke) sahilleri ve şehri de Menteşe-oğullarının olmuş, bunlar kurmuş oldukları donanma iie kor­sanlığa başlamışlardır. Menteşe Beyliğini kuran zâta, Sahil Bey'i denmesi, bunların deniz ile alakalı olduğuna ve bu Türkmenlerinde deniz yoluyla iç taraflara geçtiğine delalet eder. Menteşe oğullarını, aşağıda vereceğimiz çizelgede gö­receğiniz gibi Kuru Bey'den başlatmak kabildir.

Hamidoğulları Beyliği

13. yüzyılın başı sayılan 1201 sonrasında Borlu, İsparta, Eğridir, Yalvaç civarına Selçuklular tarafından yerleştirilmiş

bulunan Hamid Bey riyasetindeki Türkmen aşiretinin, kur­muş olduğu beyliğin adıdır, Hamidoğullan Bey'liği.. Zamanla bu Beyliği Antalya'yı kendi mesahasına katmış görüyoruz.

Hamidoğullan Beyliğinin önemli beldelerinden olan İspar­ta, 600/1203'de 3. Kılıçarslan zamanında alınmış peşinden Alâiyeyi ve Antalya'y1 Selçuklular eline geçirmişlerdi. İlhanlı devletinin, Anadolu Selçukilerini tesiri altına alması esnasın­da ortalık, aşiretlerin beylik hâline gelme furyasına gark ol­du.

Hamidoğullan aşireti, Hamid Bey'in torunu Feieküddin Dündar Bey'in faaliyetiyle beylik hâline gelmiş ve dedesinin adını, beyliğe ad olarak terennüm etmişlerdir. Beyliğin mer­kezi eski adı Prostana olan Eğridir yerleşim bölgesi olmuştur. Yapılan imâr hareketleri esnasında buraya Felekabâd tesmi­ye olunmuştur.

Eşrefoğulları Beyliği

Merkezi Beyşehri olan bu gün Beyşehir diye anılan Eşrefo-ğullan beyliğini kuran Selçuk emirlerinden, Eşref oğlu Süley­man Bey'dİr. 13. yüzyılın yâni 1275'Ierden sonra hayli güç yitiren Selçuklu devleti kendi bünyesindeki Beyliklerle mü­cadele etme durumunda kalmıştı. Daha ziyade bu mücade­leye işgalci Moğollar sebeb oluyordu dersek yanlış bir şey söylemiş olmayız. Süleyman Bey, kurduğu beyliğin toprak mesahasını ve nüfusunu çoğaltmak için büyük bir faaliyet halindeydi. Bu faaliyet sonunda; Beyşehir'in dışında Seydişe­hir, Ilgın, Akşehir, Bolvadin civarına sahip olmuştu. Komşu beyliklerse doğu cihetinde Karamanlılar, batı yönündeyse Hamidoğullan bulunmaktaydı. Süleyman Bey'in vefat târihi kesin olmamakla beraber cami kitabesinden anladığımız ka­darıyla 701/1301 sonrasında gerçekleştiğini söyleyebiliriz.

Karamanoğulları Beyliği

Müdekkik tarihçi, eski mebuslardan Ord. Prof. Dr. İsmail Hakkı Üzunçarşılı'nm TTK (Türk Târih Kurumu) neşriyatın­dan olan Osmanlı Târihinin, birinci cildinin 43. sahifesinde, en son araştırmalar ışığı altındaki beyanlarına bir atfu nazar edelim.

Anadolu'da Yurt Tutan Beylikler

Anadolu topraklan üzerinde, çeşitli kavimler gelip geçmiş olmakla beraber, insanlık ailesini meydana getiren beşeriyet, Mevlâmızın çizdiği kaderi yaşarken nice badireler ve güzel­liklerle imrarı hayat eylerken, bir imtihan dünyasından geçti­ğini düşünenlerle beraber, bu hayatı yaşa ve öl diye kabulle­nen insanların da olduğunu göz önüne almak gerekir. Ana­dolu üzerinde hükümran olan Selçuklu devletinin, kendi ır­kından olan hanedanlara ve obalara, topraklan üzerinde yer­leşim imkânı sağlaması, İstanbuldan yönetilen Bizans'a bağlı tekfur denen belde yöneticilerinin karşısına, kendi adına çık­mağa hazır bir kuvvet gözüyle bakmasıyla da alakalıdır.

Anadolu Selçukluları, irkdaşı ve dindaşı bu beyliklerle yıl­larca birlikte yaşadılar. Gönül gözüyle fetihlerin kalb kazana­rak yapılmasının en başarılı dönemi bu devir olsa gerektir. Müminlerin içinde Horasan Erenleri, tasavvuf yolunun şa-kirdleri, dervişane hayatlarıyla insaniyeti öne çıkaran yar­dımcı olmak, maddeye pek önem vermemek vede bilhassa âdil olması hasebiyle nice gönüller kazanmaya muvaffak ol­dular.

Top