Kullanıcı girişi

Sultan 2. Mustafa Han


strict warning: Only variables should be passed by reference in /home/tarih/domains/tarihsayfasi.com/public_html/modules/book/book.module on line 559.

Babası: IV. Mehmed Han

Annesi: Râbia Gülnüş Sultan

Doğum Tarihi: 1664

Vefat Tarihi: 1703

Saltanat Müd.: 1695-1703

Türbesi: İstanbul'da Yeni Camii Yanı Valide Sultan Türbesi.

Sultan 2. Mustafa Sultan 2. Ahmed'in vefatı vukubulduğunda, merhum padişah 51 yaşındaydı. Bu vefat üzerine Os­manlı tarihinde ilk defa ve enterasan bir olay vukubuldu.

31 yaşında olan şehzade Mustafa, vefatını duyduğu amca­sının yerine taht'a çıkmak üzere, hiç kimseye boyun eğme­den, bir bildiri beklemeden yaşamakta olduğu Edirne Sarayı veliahd dâiresinden çıkıp, taht odasına girdi. Tahta kuruldu. Devletin ileri gelenlerini padişah sıfatıyla nezdine getirtip, on­lardan hem biat aldı hem de ülke işlerini müzakereye başla­dı. Bilindiği gibi Mustafa adı hem efendimiz (s.a.v)'in adı ol­duğu gibi seçilmiş ve sevilmiş mânasına gelir. Memleketin bu karışık döneminde müteşebbis ve protokola pek önem vermek istemeyen kişinin tahta çıkması acaba hayırlı netice­ler getirecekmiydi?

2. Mustafa Osmaniı tahtına geçtiğinde Sultan İbrahim ço­cuklarının dönemi bitmiş oluyor, yine bu padişahın büyük oğlu 4. Mehmed'den olan torunu vazifeyi üstlenmiş oluyor­du. 2. Mustafa gerek babası 4. Mehmed'den gerekse amca­ları 2. Süleyman, 2. Ahmed'e nazaran çok daha iyi bir tahsil görmüştü. Musikiye önem atfeden padişahların arasında mümtaz bir mevkii vardır. Meşhur Hattatlarımızdan Hafız Os­man hat dersi vermiştir. 2. Mustafa şâirliğide benimsemiş bir kimseydi. Ancak unutulmaması gereken önemli özelliklerin­den birisi babasının katıldığı seferlerde bulunarak tecrübesini ve görgüsünü arttırmıştı. Padişahın Özeleştirisi Sadrazam Kâmil paşa diyorkî;

"Sultan Mustafa sânı Osmanlı tahtına cülus edişinin 3. gününde yayımladığı bir hattı hümayunda merhum amucalarınin devri saltanatlarında devlet gemisinin işlerinin iyi git­memiş olduğunu büyük bir teessürle açıkladı. Bu tarz dav­ranış Osmanlı devlet tarihinde aşağı yukarı ilk defa husule gelmektedir. Padişah bu acı gerçeği tebarüz ettirdikten son­ra işlerin yeniden intizam kesbetmesi, düşmanlar üzerinde­ki eski kudret ve otoritesinin sağlanması içab ettiğini beyan buyurmuştur.

Devlet-i âliyye'nin şu anda kafasını ezmesi gereken düş­manın Avusturya olduğunu ileri sürerek, Babıâli'den, kendi­sinin ordunun başında bizzat Avusturya üzerine yürümesini mi? Veya orduyu Edirne'ye kadar teşyi edip, oradan sevket-mek vazifesini yapmamı mı istersiniz istizahında bulundu. Padişahın bu istizahı, yâni sorusu, Babıâli'yi üç gün uğraş­tırdı. Çünkü, padişah kendi tercihini belirtmediğinden devlet adamları çözümü kolay bulamıyordular!

Aslında yapmaları gereken ne gerekiyorsa onun tavsiye-siydi. Amcalarının dönemini açık yüreklilikle tahlil ve tenkit etmiş, insaftan aynlmaksizın tetkiki gerçekleştirmiş padi­şah istişareye önem verdiğini göstermişti yoksa şöyle veya böyle yapacağım deseydi, ne lâzım gelirdi ki? Neticede pa­dişahın başında olduğu ordu savaş kaybederse telafisi ade­tâ imkânsız olur görüşü ağırlık kazandığından olacak, Sul­tan Mustafa'nın orduyu Edirne'ye götürüp, serdar-ı ekrem-likde verdiği sadrıazama teslim etmesi şeklinde cevap ver­diler.


Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b> <center>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.