Kullanıcı girişi

Pasarofça Antlaşması


Şehid Ali Paşa'nın şehadetinden sonra Osmanlı devleti sadrazamlığı meşhur Damad Nevşehirli İbrahim Paşaya tev­cih edilmiş idi. Diğer bir unvanı Sefih İbrahim Paşa ünvanla-nyla tanınmış idi. Avusturya ile yapılan savaşın devamı enin­de sonunda kendisininde ordunun başına geçmesini gerekti­receğinden böylece de zevkü sefadan mahrum kalacağını id­rak ettiğinden sulh yapabilme yolunu seçti ve padişahı da bu fikre imâle etmeyi başardı. Pasarofça antlaşması yirmidört seneliğine imza olunmuştur. Bu antlaşma gereğince Mora kı­tası Osmanlı Devletinde kalacak, Çuha Adasiyla, Hersek ve Arnavutluk sahillerindeki ele geçirilen yerler Venediklilere terk olunacak idi. Tamışvar, Belgrad eyaletleriyle Dalmacya bölgesi Avusturya'nın muhafazasına terk olunuyordu-1130/1718 İran ile Savaş Safevi hanedanının sonuncusu olan Hüseyin Şah, müfrit bir şii olduğundan tebaası olan

akla gelmedik zulümler uyguluyordu. Aynı zaman-, halife olan Osmanlı padişahına müracaata karar veren h-Medeki mazlum sünni ahali, halife-i Osmaniyeden alaka ördü. Şikâyetler incelendi. Feryatların bir zulme maruzkal-maktan ileri geldiğine karar veren Osmanlı halife ve padişahı Sultan 3. Ahmed, zâlim şah'ın zulmüne son verilmesi niyeti irinde İran üzerine sefer emrini verdi.

Bu sırada 1134/1722 yılı gelip çatmıştı. İran üzerine yürü­yen askerimiz; Kirmanşah, Erdelân ve Hoy havalisini taht-ı idaresine aldı. İranlılar tarafından gelen talepler makul görü­lerek bir mütareke yapıldı. Ancak bir sene sonra İran Tahtına Şah Tahmasb geçti. İran üzerine çullanan Afganlılara bu yeni» şah önce mukavemet sonrada zafer kazandı. Yok olma dere­cesine gelmiş İran devletini yeniden hayata kavuşturan bu zafer arkasından Osmanlı askerinin eline geçmiş bulunan yukarıda saydığımız bölgeleri istirdad için bizle savaşa giriş­tiler. Ali Şeydi bey tarihinde şu beyanı yapıyor: "Sadrazam Damad İbrahim Paşa, İstanbul'daki huzur ve sefahatini bı­rakıp, savaşın içine girmek istemediğinden, savaşı hudud muhafızları vasıtası ile idare etmekteydi. Seneler süren bu savaş içinde nice insan telef oldu. Sadrazam ise, eğlence ve âlemler içinde çırağan ziyafetleri tertibiyle, Kâğıdhane'de müslüman kadınlarına söz ve para atmakla meşgul olması efkâr-ı umumiyeyi tamamiyle kendisinin aleyhine çevirmişti. Buna inzimamen meşhur Nâdir Şah'ın tahta çıktığı İran'da bulunan Osmanlı askerine bir kaç yerde galib gelmesi hu­sule gelince ve bunlar İstanbul'a aksedincede gerek sadra­zam gerekse hempaları hakkında çirkin şayialar yayılmaya ^." Demekte.


Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b> <center>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.